26 Aralık 2008 Cuma

Aşka İki Hafta(Two Weeks Notice)


Aşka İki Hafta(Two Weeks Notice)
Lucy, Harward mezunu sıradışı bir avukattır.hep karşı durduğu büyük patronların doğal ve kültürel alanları ele geçirip şirketleştirmesi mücadelesinde,yolu bu patronlardan George Wade ile kesişir.Karşılıklı anlaşma yaparlar. Bu anlaşmaya göre,Lucy, Wade şirketlerinin avukatı olacak, George de Lucy'nin mahallesindeki kültür merkezini ihaleye girerek alacak ama aslına uygun şekilde kullandıracaktır.Başta böyle bir söz vermiş olsa da George, ortağı olan abisinin para tutkusunun önüne geçemez ve kültür merkezinin yıkımına karar verilir.Bunun üzerine Lucy kendisine verilen sözü tutmadığı için şirketten ayrılmaya karar verir,ancak patronuna duyduğu hisler,bu kararı vermesinin önünde engel oluşturmaktadır.
Başrollerde;Sandra Bullock , Hugh Grant , Mark Feuerstein , Dorian Missick , Jeff Aaron , Jason Antoon , Katheryn Winnick , Mandy Siegfried , Alicia Witt ve Heather Burns un olduğu bu romantik komedi keyifle izleyeceğiniz bir yapım,iyi seyirler...

21 Aralık 2008 Pazar

Aşkın Kitabı (becoming Jane)


18. yüzyıl İngiltere'sinde artık öğrendiğimiz üzere bir kadının kurtuluşunun tek yolu vardı o zengin bir adamla evlenmek. Nitekim Jane Austen( Anne Hathaway) da fakir bir ailede yetişmiş ancak diğerlerinin aksine yazarlık konusunda kendini geliştirmek istiyor. Ancak toplumda onun çok başarılı bir yazar olmasının bir önemi yok.
Kendisiyle evlenmek isteyen zenginin teklifini ailesine rağmen reddettikten sonra, genç ve yakışıklı avukat Tom Lefroy ile tanışacaktır ve inanılmaz bir aşk yaşamaya başlamışlardır. Yeni bir hayata adım atabilmek için hem Jane hemde Tom birçok şeyden vazgeçmek zorunda kalırlar. Aşklarına dair neler olup bittiğinin devamını filmden izlemenizi tavsiye ediyorum. Çünkü devamını anlatırsam filmin tadı kaçacaktır.

Daha öncede belittiğim gibi kitap sanki Jane Austen'in hayatını anlatıyor.. hatta onun yazarlık yeteneğini konuşturduğunu aşk ve gururu nasıl yazmaya başladığınında hikayesini filmde bulabilrsiniz. Ancak ben detaylı olarak hayatını okumadığım için kesin doğruluğunu olduğu söyleyemem.. unutmadan mendilleriniz almadan film izlemeye başlamayınız.. iyi seyirler


Aşk ve Gurur(Pride&Prejudice)




Aşk ve Gurur(Pride&Prejudice)

Elizabeth(Lizzy),18. yüzyılın sonlarında İngilterede kızlarını evlendirmekten başka derdi olmayan bir anne,annesinin olur olmaz kusrlarını kapatmaya çalışan ve aslında biraz da gamsız olan bir baba ve 4 kız kardeşiyle yaşayan hassas bir genç kızdır.yaşadıkları kasabaya bay bingley diye bir potansiyel damat adayının gelmesiyle birlikte işgüzar annesi bu adayı ablası jane ile evlendirmek üzere koları sıvar.bay bingley gelirken yanında son derece soğuk,mesafeli ve güvensiz bay darcy i de getirmiştir ve olaylar bir dolu önyargı ve yanlış anlama ekseninde ilerlerken,lizzy kalbini kasabaya birliğiyle gelen wickham a kaptırır,ancak insanın bildiğini sandığı ve emin olduğu şeylerin başka açılardan nasıl yanlış göründüğünü anlaması için bazı şeyleri yaşaması gerekecektir...
olaylar bir taraftan lizzy-bay darcy,diğer taraftan jane-bay bingley arasındaki duygusal yakınlaşma örgüsünde ilerlemeye başlar...
başrollerde;Keira Knightley , Talulah Riley , Rosamund Pike , Jena Malone , Carey Mulligan , Donald Sutherland , Brenda Blethyn , Claudie Blakley , Sylvester Morand, Simon Woods , Kelly Reilly ve Matthew Macfadyen in olduğu bu film, jane austen in aynı adlı romanından uyarlama ve uyarlama filmlerde görüldüğü üzere kitabın duygusunu kitaptaki kadar verememekle birikte yine de oyunculuk açısından son derece iyi,özellikle lizzy ve bay darcy sanki gerçekten kitapta yaşayan karakterlermiş de ordan çıkıp filmde oynama yücegönüllülüğünü gösteren kişiler:)) ayrıca usta oyuncu donald sutherland da bay bennet için biçilmiş kaftan olmuş.keyifli seyirler...

Haberciler (The Messengers)


Haberciler (The Messengers)
Kızları Jess'in kabahati olduğu filmde yer yer ima edilen bir olay üzerine yaşanılanlardan sonra bir çiftlik satın alıp oraya yerleşen Roy ve Denisse,yeni yaşamları hakkında umut doludur.Ayçiçeği yetiştirip geçimlerini öyle sağlayacaklardır.Bu yeni hayatlarına alışmaya çalışan ailenin yanına bir süre sonra çiftlik işlerine yardım etme karşılığında hasat zamanı ücretini alacak olan John da katılır.Arada karga saldırıları ve ailenin küçük bireyi Ben'in yer yer bişeyler görmüş gibi davranmasının dışında herhangi bir esrarengiz olay yaşamayan ailenin hayatı, bir gün Roy'un elini kesip hastaneye gitmek zorunda kalması yüzünden evde yalnız kalan Jess ve ufaklık Ben'in esrarengiz olaylar yaşamasıyla seyir değiştirir.Başlangıçta genç kızın yaşadıklarını kapris olarak nitelendiren anne babası, bir süre sonra açıklanamayan olaylar içinde bulurlar kendilerini...
Başrollerde; Kristen Stewart , Penelope Ann Miller , Dustin Milligan , Dylan McDermott ve John Corbettİn olduğu bu yapım,müzikleri, korku unsurarının kullanılış şekli ve oyunculuklar açısından güzel olmakla birlikte,sonu pek çok Hollywood korku filminde olduğu gibi vasat bir son.Yine de türün takipçileri açısından izlenebilir olduğu kanısındayım.Keyifli seyirler...

Göz(The Eye)


Göz(The Eye)
Sydney, 5 yaşında ablasıyla beraber fişeklerle oynarken geçirdiği bir kaza sonucu görme yeteneğini kaybetmiştir.Tekrar görebilmesi için uzun süredir beklediği kornea ameliyatını olduktan sonra yeniden görmeye başlar.Ancak uzun zamandan beri görmeye ilişkin tecrübesi olmaması nedeniyle, görmeye yeniden alışması için bu süreçte ablası ve doktor paul Falkner'ın desteğine ihtiyaç duyacaktır.Başlangıçta bulanık gördüğünden olsa gerek karanlık birer gölge olarak gördüğü cisimler ona fazla huzursuzluk vermemektedir.Ancak günler geçip de genç kız herşeyi yerli yerinde görmeye başladıktan sonra bu açıklanamayan cisimleri görmeye devam edince ve bu cisimler ölüleri almaya gelen varlıklar olunca bu durumu doktoruna anlatır.Doktor,buna zihninin görmeye alışırken verdiği bir çeşit tepki ya da ameliyatın geçici bir yan etkisi olduğuna Sydney'i inandırmaya çalışır.Ancak Sydney bu olayların nedeninin kendisine korneası nakledilen donörünün hatıralarından kaynaklandığını sanacak ve yasak olmasına rağmen doktor Falkner'dan donörün kim olduğunu bulmasını isteyecektir.Olayların organ naklinden öteye anlam taşıdığını da böylece öğrenecektir...
Başrollerde;Jessica Alba , Parker Posey , Alessandro Nivola , Rachel Ticotin , Chloe Moretz ve Tamlyn Tomita'nın olduğu bu filmi beğendiğimi,hayran kaldığımı,çok etkilendiğimi söylemek için hangi kavramları kullanmam gerektiğini bilmiyorum,ama uzun süredir böyle soluksuz kalarak izlediğim bir film olmamıştı.İyi seyirler...

Hasat Zamanı (The Reaping)


Hasat Zamanı (The Reaping)Katherine, ailesini kaybettikten sonra dini inanç açısından kararsızlıkarla dolu bir döneme girmiş bir profesördür. Luisiana eyaletinin küçük bir kasabasında meydana gelen ve bilimle açıklanamayan doğaüstü olayları araştırmak için bu bölgeye gittiğinde,kasabadaki olayların incilde tasvir edildiği şekliyle yaşanması karşısında, katherine, dini yönünü tekrar sorgulamaya başlayacak ve bu olayları çözmeye çalışacaktır...
Başrollerde; Hilary Swank , David Morrissey , Idris Elba , Annasophia Robb , Burgess Jenkins , Stuart Greer ve Lara Grice in olduğu bu yapım,yer yer abes sahneleri olmakla birlikte eğer boş zamanınız varsa ve merak da ediyorsanız izleyin derim ama daha iyi alternatifleriniz varsa zamanınızın boş olmasını bekleyin:))

Ölüm Sessizliği (Dead Silence)


Ölüm Sessizliği (Dead Silence)
Karısının, eve gelen ucube bir oyuncak bebekten sonra esrarengiz şekilde öldürülmesi üzerine,bu ölümün ardındaki gizemi ortaya çıkarmak için doğup büyüdüğü kasabaya giden Jamie, bir anda tekerlemeler ve efsanelerle örülü olaylar içinde bulur kendini.Olayları açığa çıkarmaya çalıştıkça tehlikenin ortasına atılan Jamie, ne olursa olsun sonuna kadar gitmekte kararlıdır ve kendi ailesinden kaynaklanan bu laneti yok etme konusunda mücadele vermeye başlar...
Başrollerde; Donnie Wahlberg , Amber Valletta , Laura Regan , Bob Gunton, Michael Fairman , Ryan Kwanten ve Judith Roberts in olduğu bu film, bana göre sıradan ve son derece korkutmaktan uzak bir yapım,öyle ki film bitse de kurtulsam dediğim anlar oldu,hele de "mary shaw ın gözleri" diye başlayan tekerlemeyi duydukça:)))