25 Eylül 2007 Salı

Çocuk Yüreği


Selma, 6 çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuydu, bana geldiğinde 8
yaşındaydı. Selma’nın onu psikolojik olarak susmaya iten, "secici
Konuşmazlık" dediğimiz surece getiren olaylar beş yasındayken başlamıştı. Selma,
beş kardeşi, anne ve babasıyla kendi halinde normal bir yasam sürerken,
bir gun annesi hastalaniyor. O donemlerde bes yaslarinda. Kendisinden
buyuk iki abla, bir agabey ve kendisinden kucuk iki kardes daha var..

Kucuk kardesin yeni dogdugu donemde anne ciddi saglik sorunlariyla
karsilasiyor. Uzun sure tedavi goruyor. Yogun ugrasilara ragmen
iyilesmiyor. Hastane ortamindan evine gidip son gunlerini evinde huzur
icinde yasasin diye doktorlar tarafindan eve gonderiliyor. Birkac ay evde
babaanne, hala ve benzeri yakin akrabalarin yardimiyla yasatiliyor.
Birgun hayata gozlerini kapatiyor. Anneye en fazla ihtiyac duyulan
donemde anne, Selma'nin hayatindan cikip gidiyor. Aradan 1,5 yil geciyor.
Kendi hallerinde bir sekilde yasamaya alisiyorlar. Buyuk kizlar evde
yemek yapip, en kucuk cocuklara annelik yaparken, Selma babasiyla
birlikte dukkanda calisiyor. Dukkanlari evin hemen alt katinda oldugu
icin baba endise duymadan is

hayatina devam ediyor. Cocuklarini kimseye muhtac etmeden yuk etmeden
idare ediyor. Bir gun ablalar ve agabey, kardeslerini alarak yakin
akrabalarina gidiyorlar. Selma babasinin yanindan ayrilmiyor. Cok israr
ediyorlar ama istemedigi icin gitmiyor. Babasi da gitmemesine ses
cikarmiyor. Ogleden sonra baba kiz dukkani temizlemeye basliyorlar. Selma
babasinin istedigi gibi her yeri bi guzel temizleyip supuruyor. Daha
sonra radyoyu aciyor.Muzik dinlemeye basliyor. Ancak disardan gelen sesler nedeniyle
muzigi duyamadigi icin, sesini iyice aciyor. Babasi da basinin
agridigini soyleyerek muzigin sesini kismasini istiyor. Selma,
babasinin soyledigini duymamis gibi yapiyor.( Hani cocuklar sıklıkla
yaparlar ya..)

Bir sure sonra babasi,basinin cok agridigini soyluyor. Yuzu asiliyor.
Selma, gidip gelip babayi kontrol ediyor bas agrisi gecti mi diye. Babasi
bas agrisina dayanamayarak eve ilac almaya cikiyor. Sicaktan bunaldigini,
kendini kotu hissettigini soyluyor. Dukkana dikkat etmesini hemen bi
agri kesici alip gelecegini de ekliyor. Eve cikiyor. Aradan epey zaman
gecmesine ragmen baba yok. Bekliyor baba yok. Merak edip yukariya
babasina bakmaya cikiyor. Eve giriyor. Babasina sesleniyor. Cevap yok.
Tam oturma odasina giriyor ki babasi o anda Selmanin gozleri onunde kalp
krizi gecirmeye basliyor. Selma babasinin cirpinmalarina, yerde
tirmalamasina...vs. sahit oluyor. Babasi son nefesini verip yerde
cansiz yatarken,uyandirmaya calisiyor. Babasi uyanmiyor... Camdan asagi
dogru bagirmaya basliyor: "Imdat.. Babama bisey oldu...Yardim
edin!.."kisa sure icinde ev mahalle halkiyla doluyor... Cenaze islemleri
bitince 1,5 yil once anneleri olen bu alti kardesin ne olacagi tartismasi
basliyor.. kimi "yanimiza alalim", kimi "yuvaya verelim",kimi de "hepsine
birden nasil bakacagiz" diyor. En sonunda akrabalar aralarinda
anlasiyorlar."herbirimiz birisini alalim. Boylece cocuklar yurtlarda
perisan olmaz, arada sirada da olsa birbirlerini gorurler." diye
dusunuyorlar. Selma' yi cok sevdigi halasi aliyor. Iki yildir Selma
yanlarinda ve hic konusmuyor.


Duyduklarim beni cok etkilemisti. Daha once gidilen uzmanlarin
isimleri beni endiselendirmisti. Bir yandan da bir seyler yapabilirim
belki diye dusunmeden edemiyordum. Hikayesinden cok etkilendigim bu kizi
merakla bekliyordum. Halasi olan biteni tek tek anlatti. "Gelinimiz ve
agabeyimin olumunden sonra ben de onu bir turlu mutlu edemedim. Iki
yildir yuzu hic gulmuyor. Kendiliginden hic bir sey yapmiyor. Sadece
konusmasa neyse ama sanki kurulmus bir robot gibi. ornegin sofraya oturup
yemek yiyecegiz " Hadi Selma sofraya otur!"diyoruz oturuyor. Hadi Selma
artik kalkabilirsin demeden kalkmiyor. Onceleri aldirmadik. Baktik olmadi
karsimiza aldik uzun uzun konustuk anlattik. Ona evimizin bir kizi
oldugunu, evdeki herkes kadar her seye hakki oldugunu... hicbirisi fayda
etmedi. Zamanla ofkelenip inadini kirmak icin bazi taktikler uygulamaya
basladik. Sofra hazir olunca gel otur demedik, ac kaldigi gunler oldu. Ya
da artik kalkabilirsin demedik saatlerce sofrada oturdu.
Hadi artik uyu demedik ,sabaha kadar
koltukta oyle oturdu.Vicdanin yoksa soyleme...

Onunla yaptigim ilk seans dun gibi aklimda. Hal hareketleri
dinlemiyormus gibi ama tum alicilarini bana cevirdigini hissettigim
tavirlari.

- Biliyor musun ben seni cok sevdim
- .....
- Vallahi cok ciddiyim, cok sevdim.
- .....
- Ne guzel hic konusmuyorsun, diger cocuklar sisirmiyorsun...

Gozlerimin icine bakip gulumsemesini saklamak ister gibi dudaklarini
isirarak basini salladi.

- Biliyor musun bazen cocuklarin hayatlarinda bazi seyler yolunda
gitmiyor,benim isimse bunlari yoluna koymak.Beni dinledigini biliyorum
hatta benimle konustugunu bile hissediyorum. Cocuklar benden yardim
isterler, ben de onlara yardim ederim. Bu hep boyle oldu.
- .......

- Ama su an isler degisti. Sana yardim etmeyi ben istiyorum. Eger bana
yardim edersen , izin verirsen seni susturan seyin ne oldugunu
bulurum. Gercekten... inan bana...izin verir misin?

Basini salladi! Evet basini salladi!

- Elimde bazi resimler var, o resimleri cocuklara gosteriyorum
onlar da
bana resimlerle ilgili hikayeler anlatiyorlar. Onlar bana hikaye
anlatinca ben de onlarin mutlu olmasini sagliyorum. Yani butun sir
hikayede. Biliyorum sen konusmuyorsun. Ama hikaye anlatmak istersen,
konustugunu kimseye soylemem. Bu ikimizin sirri olur. Anlastik mi?

Bir sure dusundu. Basini saga sola salladi. Evetle hayir arasinda
gidip geliyordu. Birden evet anlamina gelecek sekilde basini salladi.
Karsimdaydi...

Ben ona resimler gosteriyordum o da bana hikayeler anlatiyordu. Isimiz
bittiginde ona cok tesekkur ettim. Anlattiklarini analiz etmeye bile
gerek yoktu. O kadar saf, o kadar temiz, o kadar kendi hikayesini
anlatmisti ki... Selma'nin bilincalti karmakarisıkti. Iste Selma'nin
analizden gecmesine bile gerek birakmayan,halasini dinlerken gozyaslarina
bogan, beni analiz yaparken hickiriklara bogan hikayesi...

"Bir varmis bir yokmus, bir zamanlar bir ulke varmis. Bu ulkede anne
babasiyla yasayan cok mutlu cocuklar varmis.Cocuklar kardes kardes hep
oynarlarmis, anne babalari onlara hic kizmazlarmis. Bir gun bu cocuklarin
annesi hastalanmis. Cocuklar cok uzulmus. Ama kimse cocuklarin uzuldugunu
anlamamis. Anneyi hep hastaneye goturmusler. Ilaclar vermisler. hem de aci
aci ilaclar. Anne, sirf cocuklarini yalniz birakmamak icin icmis butun o
aci ilaclari. Cocuklara hep annelerinin iyilesecegi soylenmis. Bir gun
anneyi eve getirmisler. Cocuklar anne geldi diye cok mutlu olmuslar. Anne
hep yatakta yatmaya baslamis. Artik cocuklarina yemekler yapmiyormus.
Cocuklar cok uzulmusler.Annelerinin yaninda oyunlar
oynamaya baslamislar. Annelerinin yaninda niye oynuyorlarmis biliyor
musun? Anneleri eglensin diye. Ama babaanneleri hep kiziyormus onlara.
"Gurultu yapip durmayin. Anneniz zaten sizin yuzunuzden hastalandi"
diye. Çocuklar cok yaramazlik yapti diye anne hastalanmis meger. Cocuklar
da anne iyilessin diye onu eglendirmek istiyorlarmis ama kimse
anlamiyormus. herkes cocuklarini azarlayinca anneleri de cok
uzuluyormus..
Birgun anne olmus. Herkes aglamis. Cocuklar annenin neden oldugunu
anlamis. Yaramazlik yaptilar diye. Cocuklar evde babalariyla yasamaya
baslamislar. Bir gun anneanne gelip yemek yaparken, cocuklar gurultu
yapmislar. Anneanne onlara kizmis "kizim sizin yuzunuzden hasta oldu. Hic
Annenizin sozunu dinlemediniz hasta ettiniz kizimi. Sizin yuzunuzden
de oldu. Sozumu dinlemeyip gurultu yapar, cok konusursaniz beni de
oldurup ortada kalacaksiniz. Kim bakacak size?" demis. Bir gun Selma ,
babasiyla dukkanda oturuyormus. Ablalari kardesleri amcalarina gitmisler.
selma babasinin yanindan ayrilmak istememis. Hic gurultu yapmadan hep
babasina yardim ediyormus. Anneleri cocuklar evde yokken hastalanmis ya.
Babasi yalniz kalir hastalanir diye yalniz birakmak istemiyormus.
Babalari cocuklarina hic kizmiyormus zaten. Gurultu yaptiklarinda bile..
Selma dukkanda babasina yardim etmis, her yeri mis gibi yapmis.Elleri de
acimis biraz. Radyoyu acmis. Babasinin basi agrimis."Kizim kapat sunun
sesini" demis. Selma duymus ama duymamazliktan gelmis. En sevdigi
muzikler varmis. Babasi biraz sonra eve gitmis. Ilac alip gelecekmis.
Gitmis gelmemis. Selmanin aklina hemen anneannesiyle babaannesinin
soyledikleri gelmis. Annesi zaten cocuklarin yaramazligi yuzunden olmustu
ya. Selma cok Korkmus eve cikmis. Babasini aramis.
Odaya girince bi bakmis,babasi
biseyler yapiyor. Selma cok korkmus. Babasi Selmaya "git" der gibi
isaretler yapmis. Selma gitmemis. Babasi yerde uyumaya baslayinca
uyandirmaya calismis. Uyandiramayinca aglamaya baslayip komsulari
çagirmis. Sonra ev kalabalik olmus. Selma kimseye soyleyememis ama cok
uzulmus.. babasi " git " dedigi halde gitmemis. Yine babasinin sozunu
dinlememis. Eger gitseydi, muzigin sesini acip babasinin basini
agritmasaydi babasi olmeyecekti. Selma'nin yuzunden oldu. Akrabalar
cocuklari paylasmislar. Selma ablalarindan ayrilmak istememis. Kucuk
kardesini de cok seviyormus. Halasi yanina gelip "kizim sen artik benim
kizimsin bizimle yasayacaksin" demis. Selma cok mutlu olmus. Oyle mutlu
olmus ki, halasini cok seviyormus, istedigi zaman kardeslerime
gotururler, diye dusunmus.. Halasinin evine gidince "artik bunlar benim
yeni anne babam" demis kendi kendine. Ama birden korkmaya baslamis.
"Annemle babami ben oldurdum. Yaramazlik yaptim sozlerini dinlemedim.
Yeni annemi babami cok seviyorum. Ya onlara da bisey olursa ben ne
yaparim.?" Sonra aklina bisey gelmis. Gece yatmadan once yataginin
basucuna oturup dua etmeye baslamis. "Allahim .. ben cok yaramaz bir
kizim. Annem babam benim yuzumden oldu. Halamlar cok iyi insanlar. Ne
olur benim yuzumden onlari da yanina alma. Eger onlari da alirsan ben
kimin yaninda kalirim? Ne olur Allahim bana yardim et. Hic konusmamam icin bana
yardim et. Ne zaman gurultu yapip soz dinlemesem annem babam oluyor. Hep
susmam icin bana yardim et Allahim. Ne soylerlerse yapacagim, onlar
soylemeden hic bisey yapmayacagim... ne olur onlari benden alma!.." O
gunden sonra Selma hic konusmamis. Gulmemis. "Eger gulersem evde gurultu
olur, baslari agriyip olurler" diye korkmus. Hep susmus..Hikayesi bitince
Selma gozlerimin icine bakti ve ekledi; "Biliyor musun? Hala her gece dua
ediyorum. Allahim nolur konusmayayim, konusmamam icin bana yardim et!
Diye. Bazen cok mutlu oluyorum. O zaman cok korkuyorum sevincten ciglik
atarim da gurultu olur, annem olur diye" O kucuk bedeniyle ne kadar buyuk
bir gorev ustlenmisti.


Kacimiz en konuskan, en geveze cagimizda kendimizi
susturmayi basarabiliriz ki? Kacimiz bir dondurma alindiginda bile sevinc
cigliklariatabilecekken,bu yogun duyguyu bastirip susmaya devam edebiliriz ki?
Kacimiz? Bu kadar sevilmek... bu kadar deger verilmek...
"Opucuk kutusu" adli kitabindan
Yapmayin ne olur... Cocuklarinizin kucucuk omuzlarina, AGIR yukler
yuklemeyin. Onlarin akillari da BUYUK, yurekleri de KOCAMAN...

Ne olur basiniz da agrisa, bir bardak da kirilsa, esinizle de kavga
etseniz; demeyin... Zaten aslinda hic biri cocugunuz yuzunden degildir.
Aslinda hic bir sey, hic bir zaman, bir baskasi yuzunden degildir,
kendimizizdir, bir durumu istemedigimiz bir sonuca dogru yonlendiren. Ama
bunu bilmektense, itiraf etmektense, bir baskasini suclamak hep daha kolay
gelir. "Senin yuzunden!" demeyin cocuklariniza... Hele hic bir zaman
"Senin sayende" demiyorsaniz, "senin yuzunden" de demeyin hic bir
zaman!.....
Not: Bu metindeki Turkce karakterler www.TurkceKarakter.com sitesinde
en yakin karsiliklarina cevrilmistir.

SEVGİLİSİNİN DUYGUSUZ OLDUĞUNDAN YAKINANLARA BİR HİKAYE

Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanın nedeni aksam yedikleri değil,uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi.
Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti. Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı. Bitmeli dedi içinden,her gün bu tatsız uyanış bitmeli.’
Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden sekile giriyordu. Süratle giyinerek dışarı çıktı. Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu, simdi de bekletmemeliydi.
İstanbul, soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yasıyordu. Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; ’Bulutlar bizim yasayacaklarımızı biliyor. onlar bile ağlıyor halimize...’

BULUSMA VAKTI...
Artık Kadıköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalık beklemeden sonra karsıdan kız arkadaşının geldiğini gördü. Simdi midesindeki ağrı daha da artmıştı. Beşiktaş’a geçtiler. Yolculuk sırasında hiç konuşmadılar. Genç kız,sevgilisinin bu durgunluğuna anlam verememişti. Nereden bilecekti bugün ayrılık çanlarının çalacağını...
Beşiktaş’a geldiklerinde bir cafe de oturdular. Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bir şey söylemek istediğini.
"Bana bir şey mi söylemek istiyorsun" diye sordu.
Genç adam gözlerini kaçırarak; "Evet" dedi.
Genç kız heyecanlanmıştı, biraz da sinirlenerek "Söylesene, ne diye bekliyorsun" dedi.
Genç adam içini çektikten sonra "Sence biz nereye kadar gideceğiz?"diye sordu.
Genç kız, "Bunu sorma gereğini niye duydun?" diye yanıt verdi.
Genç adam söze başladı...
"Birkaç ay önce aksam 23:00 civarında sana telefon açıp senin için yazdığım şiiri okumak istemiştim. Sen bana ’Sırası mi simdi canım yaa, isin gücün yok mu?’ demiştin. Biliyor musun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmıştım. Daha sonra da bu şiiri benden hiç istememiştin. Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sen de gelmiş, Meralin ’Sen şanslısın, sevgilin sana bakar’ sözüne ’İşim yok da sana mi bakacağım, annen baksın’ demiştin. Hatırladın mı?"

DUYGUSALLIGI SEVMEM...
Genç kız, "Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum.Hem hasta bakici gibi göründüğümü de kimse söyleyemez" diye yanıtladı. Genç adam güldü, "Evet canim haklisin.Zaten olmak istesen de bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakici, hemşire falan olamazsın".
Genç adam devam etti...
"Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin? Hiç...Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusallığı sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanları da mutlu etmeyi sevmiyorsun.Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanıdığımdan beri her sabah, her aksam her gece yani seni andığım
her saat tatlı bir mesajım vardı senin için biliyor musun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz."Genç kız anlamıştı, ’Yani ne istiyorsun benden sair olmamı mı?"
Genç adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu düşündü. "Hayır" dedi, "Sair olmanı istemiyorum. Olamazsın da...

BIZ AYRILMALIYIZ.
Ayrılırsak ikimiz için de en hayırlısı olacak."
Genç kız şaşırmıştı, "Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdiğini sanıyordum."
Genç adam iç çekerek "Hayır canim, sen beni sevdiğini sanıyorsun. Eğer beni sevseydin simdi başka şeyler konuşuyor olurduk" dedi. Genç kızın gözleri yaşarmıştı. Genç adam cebinden çıkarttığı mendili uzattı, genç kız gözyaşlarını silerek "Sen bilirsin, umarım beni bir başkası için bırakmıyorsundur..." dedi. Genç adam "Nasıl böyle bir şey düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve uzun zaman da olacağını sanmıyorum" yanıtını verdi.
Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak oturdukları masada Artık iki yabancıydılar.
Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kız, "Kalkalım istersen" dedi.
Genç adam "Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin" diye yanıtladı. Genç kız "Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim" diyerek elini uzattı.
Genç kızın sesi ve eli titriyordu. Genç adam "İstersen arkadaş kalabiliriz" dedi ve birbirlerine son kez sarıldılar.

"BEN DOGRU YAPTIM..."
Genç adam doğru yaptığına inanıyordu. Eve döndüğünde yürümekten bitap bir haldeydi.
Odasına girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkıp ise gidecekti, uyumalıydı.
Birkaç saat sonra uykuya dalmayı başardı. Sabah 7’de saatin ziliyle uyandı.
Evden çıkacağı zaman cep telefonuna baktı, mesaj ve 10 cevapsız arama vardı.
Yorgun olduğu için Duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesajı açtı, şunlar yazıyordu:

SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM,
HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,
BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,
BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM,
SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM,
BIR TEK SENI SEVDIM,
VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM,
ELVEDA BIRTANEM...

Genç adam şaşırmıştı. Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın besinde yazmıştı. Heyecanla onu aradı, telefonu Yabancı bir ses açtı.
Genç adam "Nalan’ la görüşebilir miyim?" dedi. Ama karşısındaki ağlıyordu, hıçkıra hıçkıra hem de... "Ben onun annesiyim yavrum, kızım bu sabah intihar etti.
Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu. Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim. Yavrum kendini asmıştı...."

YIGILIP KALDI...
Genç adam beyninden vurulmuşa döndü. Bir gün önceki mide ağrısının İki katini çekiyordu simdi. Olduğu yerde yığılıp kaldı... Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede.

Doktorlardan biri diğerine karsıdaki hastanın durumunu soruyordu. Doktor yanıt verdi...’Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş.
O günden sonra cep telefonunu elinden hiç bırakmamış. Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. O uyurken gönderdiği numarayı aradım.
Numara 3 ay önce iptal edilmiş. Gelen mesajlarda bir şiir var.
Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladığım kadarıyla şiiri yazan çok duygusal biriymiş...

"ÇEVRENIZDEKİ İNSANLARIN NE HİSSETTİĞİ YA DA NE DÜŞÜNDÜĞÜN DEN O KADAR
EMİN OLMAYIN, BAZEN BİR KALBİN, İÇİNDE NELER SAKLADIĞINI ÖĞRENDİĞİNİZDE
HERSEY İÇİN ÇOK GEÇ OLABİLİR..."