26 Aralık 2008 Cuma

Aşka İki Hafta(Two Weeks Notice)


Aşka İki Hafta(Two Weeks Notice)
Lucy, Harward mezunu sıradışı bir avukattır.hep karşı durduğu büyük patronların doğal ve kültürel alanları ele geçirip şirketleştirmesi mücadelesinde,yolu bu patronlardan George Wade ile kesişir.Karşılıklı anlaşma yaparlar. Bu anlaşmaya göre,Lucy, Wade şirketlerinin avukatı olacak, George de Lucy'nin mahallesindeki kültür merkezini ihaleye girerek alacak ama aslına uygun şekilde kullandıracaktır.Başta böyle bir söz vermiş olsa da George, ortağı olan abisinin para tutkusunun önüne geçemez ve kültür merkezinin yıkımına karar verilir.Bunun üzerine Lucy kendisine verilen sözü tutmadığı için şirketten ayrılmaya karar verir,ancak patronuna duyduğu hisler,bu kararı vermesinin önünde engel oluşturmaktadır.
Başrollerde;Sandra Bullock , Hugh Grant , Mark Feuerstein , Dorian Missick , Jeff Aaron , Jason Antoon , Katheryn Winnick , Mandy Siegfried , Alicia Witt ve Heather Burns un olduğu bu romantik komedi keyifle izleyeceğiniz bir yapım,iyi seyirler...

21 Aralık 2008 Pazar

Aşkın Kitabı (becoming Jane)


18. yüzyıl İngiltere'sinde artık öğrendiğimiz üzere bir kadının kurtuluşunun tek yolu vardı o zengin bir adamla evlenmek. Nitekim Jane Austen( Anne Hathaway) da fakir bir ailede yetişmiş ancak diğerlerinin aksine yazarlık konusunda kendini geliştirmek istiyor. Ancak toplumda onun çok başarılı bir yazar olmasının bir önemi yok.
Kendisiyle evlenmek isteyen zenginin teklifini ailesine rağmen reddettikten sonra, genç ve yakışıklı avukat Tom Lefroy ile tanışacaktır ve inanılmaz bir aşk yaşamaya başlamışlardır. Yeni bir hayata adım atabilmek için hem Jane hemde Tom birçok şeyden vazgeçmek zorunda kalırlar. Aşklarına dair neler olup bittiğinin devamını filmden izlemenizi tavsiye ediyorum. Çünkü devamını anlatırsam filmin tadı kaçacaktır.

Daha öncede belittiğim gibi kitap sanki Jane Austen'in hayatını anlatıyor.. hatta onun yazarlık yeteneğini konuşturduğunu aşk ve gururu nasıl yazmaya başladığınında hikayesini filmde bulabilrsiniz. Ancak ben detaylı olarak hayatını okumadığım için kesin doğruluğunu olduğu söyleyemem.. unutmadan mendilleriniz almadan film izlemeye başlamayınız.. iyi seyirler


Aşk ve Gurur(Pride&Prejudice)




Aşk ve Gurur(Pride&Prejudice)

Elizabeth(Lizzy),18. yüzyılın sonlarında İngilterede kızlarını evlendirmekten başka derdi olmayan bir anne,annesinin olur olmaz kusrlarını kapatmaya çalışan ve aslında biraz da gamsız olan bir baba ve 4 kız kardeşiyle yaşayan hassas bir genç kızdır.yaşadıkları kasabaya bay bingley diye bir potansiyel damat adayının gelmesiyle birlikte işgüzar annesi bu adayı ablası jane ile evlendirmek üzere koları sıvar.bay bingley gelirken yanında son derece soğuk,mesafeli ve güvensiz bay darcy i de getirmiştir ve olaylar bir dolu önyargı ve yanlış anlama ekseninde ilerlerken,lizzy kalbini kasabaya birliğiyle gelen wickham a kaptırır,ancak insanın bildiğini sandığı ve emin olduğu şeylerin başka açılardan nasıl yanlış göründüğünü anlaması için bazı şeyleri yaşaması gerekecektir...
olaylar bir taraftan lizzy-bay darcy,diğer taraftan jane-bay bingley arasındaki duygusal yakınlaşma örgüsünde ilerlemeye başlar...
başrollerde;Keira Knightley , Talulah Riley , Rosamund Pike , Jena Malone , Carey Mulligan , Donald Sutherland , Brenda Blethyn , Claudie Blakley , Sylvester Morand, Simon Woods , Kelly Reilly ve Matthew Macfadyen in olduğu bu film, jane austen in aynı adlı romanından uyarlama ve uyarlama filmlerde görüldüğü üzere kitabın duygusunu kitaptaki kadar verememekle birikte yine de oyunculuk açısından son derece iyi,özellikle lizzy ve bay darcy sanki gerçekten kitapta yaşayan karakterlermiş de ordan çıkıp filmde oynama yücegönüllülüğünü gösteren kişiler:)) ayrıca usta oyuncu donald sutherland da bay bennet için biçilmiş kaftan olmuş.keyifli seyirler...

Haberciler (The Messengers)


Haberciler (The Messengers)
Kızları Jess'in kabahati olduğu filmde yer yer ima edilen bir olay üzerine yaşanılanlardan sonra bir çiftlik satın alıp oraya yerleşen Roy ve Denisse,yeni yaşamları hakkında umut doludur.Ayçiçeği yetiştirip geçimlerini öyle sağlayacaklardır.Bu yeni hayatlarına alışmaya çalışan ailenin yanına bir süre sonra çiftlik işlerine yardım etme karşılığında hasat zamanı ücretini alacak olan John da katılır.Arada karga saldırıları ve ailenin küçük bireyi Ben'in yer yer bişeyler görmüş gibi davranmasının dışında herhangi bir esrarengiz olay yaşamayan ailenin hayatı, bir gün Roy'un elini kesip hastaneye gitmek zorunda kalması yüzünden evde yalnız kalan Jess ve ufaklık Ben'in esrarengiz olaylar yaşamasıyla seyir değiştirir.Başlangıçta genç kızın yaşadıklarını kapris olarak nitelendiren anne babası, bir süre sonra açıklanamayan olaylar içinde bulurlar kendilerini...
Başrollerde; Kristen Stewart , Penelope Ann Miller , Dustin Milligan , Dylan McDermott ve John Corbettİn olduğu bu yapım,müzikleri, korku unsurarının kullanılış şekli ve oyunculuklar açısından güzel olmakla birlikte,sonu pek çok Hollywood korku filminde olduğu gibi vasat bir son.Yine de türün takipçileri açısından izlenebilir olduğu kanısındayım.Keyifli seyirler...

Göz(The Eye)


Göz(The Eye)
Sydney, 5 yaşında ablasıyla beraber fişeklerle oynarken geçirdiği bir kaza sonucu görme yeteneğini kaybetmiştir.Tekrar görebilmesi için uzun süredir beklediği kornea ameliyatını olduktan sonra yeniden görmeye başlar.Ancak uzun zamandan beri görmeye ilişkin tecrübesi olmaması nedeniyle, görmeye yeniden alışması için bu süreçte ablası ve doktor paul Falkner'ın desteğine ihtiyaç duyacaktır.Başlangıçta bulanık gördüğünden olsa gerek karanlık birer gölge olarak gördüğü cisimler ona fazla huzursuzluk vermemektedir.Ancak günler geçip de genç kız herşeyi yerli yerinde görmeye başladıktan sonra bu açıklanamayan cisimleri görmeye devam edince ve bu cisimler ölüleri almaya gelen varlıklar olunca bu durumu doktoruna anlatır.Doktor,buna zihninin görmeye alışırken verdiği bir çeşit tepki ya da ameliyatın geçici bir yan etkisi olduğuna Sydney'i inandırmaya çalışır.Ancak Sydney bu olayların nedeninin kendisine korneası nakledilen donörünün hatıralarından kaynaklandığını sanacak ve yasak olmasına rağmen doktor Falkner'dan donörün kim olduğunu bulmasını isteyecektir.Olayların organ naklinden öteye anlam taşıdığını da böylece öğrenecektir...
Başrollerde;Jessica Alba , Parker Posey , Alessandro Nivola , Rachel Ticotin , Chloe Moretz ve Tamlyn Tomita'nın olduğu bu filmi beğendiğimi,hayran kaldığımı,çok etkilendiğimi söylemek için hangi kavramları kullanmam gerektiğini bilmiyorum,ama uzun süredir böyle soluksuz kalarak izlediğim bir film olmamıştı.İyi seyirler...

Hasat Zamanı (The Reaping)


Hasat Zamanı (The Reaping)Katherine, ailesini kaybettikten sonra dini inanç açısından kararsızlıkarla dolu bir döneme girmiş bir profesördür. Luisiana eyaletinin küçük bir kasabasında meydana gelen ve bilimle açıklanamayan doğaüstü olayları araştırmak için bu bölgeye gittiğinde,kasabadaki olayların incilde tasvir edildiği şekliyle yaşanması karşısında, katherine, dini yönünü tekrar sorgulamaya başlayacak ve bu olayları çözmeye çalışacaktır...
Başrollerde; Hilary Swank , David Morrissey , Idris Elba , Annasophia Robb , Burgess Jenkins , Stuart Greer ve Lara Grice in olduğu bu yapım,yer yer abes sahneleri olmakla birlikte eğer boş zamanınız varsa ve merak da ediyorsanız izleyin derim ama daha iyi alternatifleriniz varsa zamanınızın boş olmasını bekleyin:))

Ölüm Sessizliği (Dead Silence)


Ölüm Sessizliği (Dead Silence)
Karısının, eve gelen ucube bir oyuncak bebekten sonra esrarengiz şekilde öldürülmesi üzerine,bu ölümün ardındaki gizemi ortaya çıkarmak için doğup büyüdüğü kasabaya giden Jamie, bir anda tekerlemeler ve efsanelerle örülü olaylar içinde bulur kendini.Olayları açığa çıkarmaya çalıştıkça tehlikenin ortasına atılan Jamie, ne olursa olsun sonuna kadar gitmekte kararlıdır ve kendi ailesinden kaynaklanan bu laneti yok etme konusunda mücadele vermeye başlar...
Başrollerde; Donnie Wahlberg , Amber Valletta , Laura Regan , Bob Gunton, Michael Fairman , Ryan Kwanten ve Judith Roberts in olduğu bu film, bana göre sıradan ve son derece korkutmaktan uzak bir yapım,öyle ki film bitse de kurtulsam dediğim anlar oldu,hele de "mary shaw ın gözleri" diye başlayan tekerlemeyi duydukça:)))

Boş Oda(Vacancy)


Boş Oda(Vacancy)
David ve Amy, evlilikleri pek de yolunda gitmeyen ve boşanmaya karar vermiş bir çifttir. Arabayla seyahat ettikleri bir akşam,araba ıssız bir yolda arızalanınca bulabildikeri ilk otele yerleşirler.Oteli işleten kendi halinde yaşlı bir adamdır.Kendilerine ayrılan odaya girdiklerinde hayatlarının kabusu başlayacaktır, çünkü odalarında vakit geçirmek için açtıkları video kasetler birbirinden ürkütücü ölüm sahneleri içermektedir ve çok geçmeden cinayetlerin işlendiği yerin kaldıkları otel olduğunu anlayacaklardır.Bu andan sonra bulundukarı yerden kurtulmak için ölümüne bir mücadele başlayacaktır...
Başrollerde; Kate Beckinsale , Luke Wilson , Frank Whaley , Ethan Embry , Scott G. Anderson , Mark Casella ve David Doty nin olduğu bu gerilim filmi, gerilim öğeleri açısından iyi olmakla birlikte bittiği anda insanda film erken bitmiş hissi uyandırıyor,sanki film, orta yerde bitmiş gibi kalakalıyorsunuz,çünkü gerilim filmlerinde aşina olduğumuz katilin tekrar tekrar ölmesi ve olayın sündürülmesi bu filmde yok,bu açıdan makul olsa da insan keşke biraz daha sürseydi demekten kendini alamıyor.yine de izlenilmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum bu türün takipçileri için.keyifli seyirler...

Şeytan Çarpması(The Exorcism of Emily Rose)


Şeytan Çarpması(The Exorcism of Emily Rose)
Film, Emily'nin tuhaf bir şekil alarak ölmesi üzerine, ailesinin katkısıyla kızı kendiinaçlaırna göre tedavi etmeye çalışan ve çocukluğundan beri kendisiyle ilgilenen peder Moore'un, bu ölüm nedeniyle suçlu bulunmasıyla başlar.Peder Moore'un avukatlığını,eğer davayı kazanırsa uzun süredir çalıştığı avukatlık şirketindeki küçük ortaklık statüsünden,şirketin 2. adamı olmak şartıyla davayı almaya karar veren Erin Buner alır.Erin aslında agnostik bir insandır,bu nedenle başta pederin şeytan çıkarma hikayesini inandırıcı bulmaz ve pedere suçunu kabullenmesini (çünkü başpiskopos bu olayın mümkün olduğunca az duyulmasını istemektedir) ve olayın mahkemeye gitmeden çözülmesini sağlamak için telkinde bulunur.Ancak peder,Emily'nin başına gelenleri tüm dünyaya duyurabilmek için olayın mahkemeye intikal etmesinde kararlıdır ve böylece dava görülmeye başlanır.
Başlangıçta,genç kızın okuduğu üniversitede Emily'yi tedavi eden doktorun , kızın sara gibi bir hastalığı olduğunu ve bu hastalığın tedavisi için kullanılması gereken ilaçları pederin etkisiyle bıraktığı yolundaki ifadeler pederi zor duruma düşürse de, ilerleyen zamanda ortaya beklenmedik şekilde çıkan tanıklar davanın seyrini değiştirmeye başlar...
Başrollerinde; Laura Linney , Tom Wilkinson , Campbell Scott , Jennifer Carpenter , Colm Feore, Joshua Close , Ken Welsh ve Duncan Fraser'in olduğu bu filmi ben her seferinde korkarak izlemişimdir.Sanırım bunda,filmin gerçek bir öyküden sinemaya aktarılmasının rolü büyüktür.Hele de Emily'nin ibranice konuş(turul)tuğu sahneler nefes kesici...Bu tarz filmleri sevnler muhakkak izlemeli ancak yalnız kaldığında korkacak olanlara şiddetle tavsiye edilmez:))keyifli seyirler...

Testere IV (Saw IV)


Testere IV (Saw IV)
3. filmde son anda kilitli olduğu odada kalan Jeff,kızını ve kendini kurtarmak için mücadele etmektedir.Her zamanki gibi bir kaset bulur.Bu kasette Jigsaw'ın yani testerenin geçmişiyle ilgili su yüzüne çıkmamış olaylar anlatılır. Jeff kzı ve kendi hayatını kurtaracak bilgileri bu kasetten öğrenebileceğinin bilincindedir ama nasıl...
Sonu bakımından filmin tüm izlediğiniz bölümlerini yeniden izleme hissi uyandıran film, bende yani testere takıntısı olan bir izleyicide sinir bozucu bir huzursuzluk duygusu uyandırdı.Herşeyden önce film biraz karışık,öyle ki sonuna geldiğinizde filmi tekrar izlemek gerektiğini anlıyorsunuz ve eğer filmi bomboş deşarj olmuş bir şekilde izlemediyseniz offf ben bunu yinemi izlemek zorundayım diyorsunuz:))) Ama yine de ilginç konusu ve zekice hazırlanmış senaryosuyla kesinlikle serinin takipçileri için izlenmesi gereken bir film olduğu kanısındayım...
Başrollerde:Tobin Bell , Lyriq Bent , Costas Mandylor , Scott Patterson , Angus MacFadyen, Justin Louis , Sarain Boylan , Shawnee Smith yer alıyor.iyi seyirler...

Testere III (Saw III)


Testere III (Saw III)
Bu filmde katilimiz Jigsaw, yattığı yerden hain planlarını tasarlamaktadır ve hastalığı nedeniyle tedavi edilmesi gerektiği için beyin ameliyatını yapmak üzere yardımcısının(adını veremem çünkü bu diğer filmleri izlemenizi anlamsız kılar) yardımıyla doktor Kerry yi kaçırır.Bu doktoru seçmesinde doktorun üstün tıp bilgisinin yanı sıra tabi ki Jigsaw'ın kendine ait sebepleri de vardır...
Başrollerde;Tobin Bell , Angus MacFadyen , Dina Meyer , Shawnee Smith , Bahar Soomekh yer alıyor. serinin takipçileri için seyredilesi bir film ve "devam filmlerindeki ilk filmdeki filmden sonra gerisi kalitesiz" yaklaşımı bence testere serisinin en azından ilk üç filmi için geçersiz bir yaklaşım. iyi seyirler...

Testere II (Saw II)


Testere II (Saw II)
Testere serisinin 2. filmi. ilk filme oranla daha kalabalık bir kurban güruhu bizi beklemekte,bu kurbanların arasında testereyi yakalamaya çalışan polis memuru Matthews un oğlu da vardır ve bu kurban aslında babasının kendinin ve oğlunun hayatının değerini anlaması için kurbanlar arasındadır.9 kurban bir şekilde ortak yönleri olan kişiler arasından seçilmiştir ve hem bu tuzaktan kurtulmaya çalışacak hem de ortak noktalarının ne olduğu konusunda kafa yoracaklardır...
Başrollerde, Tobin Bell , Tim Burd , Franky G , Erik Knudsen , Dina Meyer , Beverley Mitchell , Glenn Plummer , Shawnee Smith , Emmanuelle Vaugier , Donnie Wahlberg in olduğu bu film, ilki kadar müthiş olmasa da keyifle izlenebilecek yapımlardan...

Testere (Saw)


Testere (Saw)
Sıradışı seri katil John nam-ı diğer jigsaw, (aslında katil olarak nitelenemez çünkü kurbanlarını kendisi öldürmemektedir) hazırladığı türlü tuzaklarla kurbanlarına aslında hayat yaşamaya değer mesajı vermeye kendini adamış bir psikopattır. Böyle hazırladığı tuzaklardan birine denk gelen doktor Jeff ve fotoğrafçı Adam, uyandıklarında kendilerini oldukça izbe bir yerde türlü notlar ve mesajlarla çevrili olarak bulurlar.Kendilerini kaçıran kişi onlara küçük bir teyp aracılığıyla sonunda özgürlük ya da ölüm seçeneklerinin olduğu bir oyunda olduklarını usulünce anlatıp, ne kadar çılgın olduğuna onları ikna ettikten sonra, ayaklarından zincirlenen Adam ve doktor birlikte bu oyunu atlatmaya çalışırlar, ancak ikisi de birbirine tam olarak güvenmekte zorlanacaktır,çünkü jigsaw, doktorun kurtuluşunun Adam'ı öldürmesine bağlı olduğunu ve Adam'a güvenmemesi gerektiğini doktora ait kasette söylemiş ve Adam da bunu duymuştur. Acaba bu iki insan birlikte bu oyunu başarıyla oyanayabilecek midir...
Testere serisinin ilk filmi olan bu yapım, doğal olarak devam filmlerinin en iyisi ve sürprizleriyle insanı diken üstünde tutmayı biliyor.Müzikleri özellikle güzel olan bu filmde başrolleri; Tobin Bell, Leigh Whannell , Cary Elwes , Danny Glover , Ken Leung , Dina Meyer , Mike Butters , Paul Gutrecht , Michael Emerson , Benito Martinez ve Shawnee Smith paylaşıyor.iyi seyirler...

Hannibal


Hannibal
Kuzuların sessizliği serilerinin 2.si olan bu filmde; ajan clarice in elinden dahiyane bir şekilde kurtulan hannibal ın kaçışının üzerinden 7 yıl geçmiştir. Dr hannibal lecter, bu kaçıştan sonra floransa ya yerleşerek başka bir hayat sürmeye başlamıştır.ancak clarice, geçen bu zaman boyunca lecter la doktorun kaldığı koğuşta yaptıkları görüşmeyi unutmamış ve onu ne pahasına olursa olsun yakalamkta kararlıdır,aynı oranda doktoru yakalamakta kararlı bir diğer kişi ise, doktorun kurbanlarından olan ve bu kurbanlık neticesi adeta bir insanlık kalıntısına dönüşen mason verger dir.oldukça varlıklı bir adam olan verger, doktoru yakalamak için onun saplantısına dönüşen ajan clarice i yem olarak kullanmaya karar verir ve bu plandaki ortağı, fbı başmüfettişi paul krendler olacaktır...
Başrolerde; Anthony Hopkins , Julianne Moore , Giancarlo Giannini , Ray Liotta nın olduğu filmin yönetmen koltuğunda gladyatörden tanıdığımız ridley scott var. film, gerilim öğeleri açısından ilk filmden biraz geride kalsa da yine de sürükleyici anlatımıyla izlenmesi gereken bir film olduğu kanısındayım...

Next




Next
Cris bir kaç dakika sonrasını görebilme gibi oldukça sıradışı aynı zamanda tehlikeli bir özelliğe sahiptir.Bu özelliğini keşfetmeleirnden korktuğu devlet görevlilerinden olabildiğince saklanmakta bir nevi kaçak hayatı yaşamaktadır.Cris bu kendine has özelliğini kumar oynarken kullanmakta, böylece hayatını sürdürmektedir. Ancak bir süre sonra kaçmaya çalıştığı kişilerin dikkatini bu nedenle üzerine toplar.Amerikayı tehdit eden bir grup teröristle başa çıkmaya çalışan federaller, keşfettikleri bu yetenek sayesinde terörist grubu yakalamaya ve Los Angeles'in neresine koyduklarını bilmedikleri bir bombayı bulmak için Cris'in bu olağanüstü yeteneğinden faydalanmaya karar verirler,ancak Cris onlarla işbirliği yaptığı takdirde bundan sonra olacak tüm polisiye olaylarda ondan yararlanmak isteyeceklerini düşünerek mümkün olduğu kadar gizlenmeye karar verir,yalnız bir sorun vardır dönem dönem gelip giden görüntüler arasında bu terörist olaydan doğrudan etkilenecek olan kişilerden biri de Crisin aşık olacağını gördüğü kişidir...
Başrollerde, Nicolas Cage , Julianne Moore, Jessica Biel , Nicolas Pajon , Thomas Kretschmann , Peter Falk , Michael Trucco , Charles Chun ın olduğu sıradışı senaryosu olan bu filmi beğenerek izleyeceğiniz kanısındayım...

Gizemli Parçalar(The Forgotten)



Gizemli Parçalar(The Forgotten)
Telly yaklaşık 14 ay önce bir uçak kazasında kaybettiği oğlu Sam'in yasını tutmakta ve psikolojik tedavi görmektedir,sürekli oğlundan kalan eşyalarla avunan ve günün belirli saatlerinde onlarla oyalanan Telly bir gün oğlunun resimlerinin ve video kasetlerinin boş olduğunu görür. Başlangıçta, bunları kocasının oğlunu unutmasını sağlamak için yaptığını sanan ve onu suçlayan Telly,çevresindeki herkesin Sam diye bir çocuğun asla var olmadığını iddia etmesi üzerine onun var olduğunu ispata girişir. Bu mücadelede kampa gitmek için aynı uçağa Sam'le binen Loren'in babası Ash'in yardımını almaya karar verir. Ancak bir sorun vardır:Ash inatla bir kızı olmadığını iddia etmektedir ve Telly'nin mücadelesi Loren'in varlığına Ash'i inandırmakla başlayacaktır...

Başrollerde Julianne Moore,Dominic West ve Gary Sinise'nin olduğu bu filmin özellikle bir sahnesi uzun süredir izlediğim korku filmlerinin etkisinden olsa gerek bir türlü sıçramayan ben gibi birinin aklını başından aldı ki bu sahne, herkeste aynı etkiyi yapmıştır(kaza sahnesi).Ama dediğim gibi son sahnelerine doğru basit bir bilim kurguya dönüşüyor hele de kötülerin elebaşının gözlerini belerttiği bir sahne var ki evlere şenlik...Yine de izlemeye değer...

Sıradışı (Premonition)



Sıradışı (Premonition)

Linda ve Jim, aralarında belli bir gerilim olmasına rağmen aslında birbirlerini seven ve iki kızıyla güzel bir evde yaşayan bir çifttir.Jim'in gittiği iş gezisinden dönmesi gereken günde kapıda polis belirerek Linda'ya Jim'in bir önceki gün trafik kazasında öldüğünü söyler.Bu, Linda için yıkım olmuştur ama ertesi gün uyandığında Jim'i evde bulmak kafasının karışmasına neden olur. Linda, her sabah uyandığında kendini Jim'in ölümünden önce ve sonraki haftanın değişik günlerinde bulmaktadır ve bu süre boyunca kocası ile ilgili istemediği şeyler öğrenir ama bir yandan da Jim'le arlarındaki buzlar erimeye başlar.Bu gidiş dönüş hikayesinden faydalanabileceğini farkeden Linda, herşeye rağmen çocuklarının babasını kurtarmaya çalışacak mıdır yoksa kendi dediği gibi onun ölmesine izin vermekle onu öldürmenin aynı şey olduğunu bile bile ölmesine izin mi verecektir.

farklı bir senaryoya ve kesinlikle sıradışı bir sona sahip bu filmde Sandra Bullock , Julian McMahon , Nia Long , Amber Valletta , Marcus Lyle Brown , Jason Douglas başrolde ve bir Türk, Mennan Yapo(Yapıcıoğlu) da yönetmen koltuğunda.muhakkak izleyin derim...

Kusursuz Yabancı (Perfect Stranger)




Kusursuz Yabancı (Perfect Stranger)
Romina başarılı bir gazetecidir ve bir senatörün başını derde sokabilecek tuhaf ilişkilerini ortaya çıkaracak bir makale yayınlamak üzereyken bulduğu tanık senatörce susturulduktan sonra çalıştığı gazeteden ayrılmaya karar verir.bu sırada çocukluk arkadaşı başının dertte olduğunu bildirerek rominanın eline bazı e-mailller tutuşturup yardımcı olmasını ister.ertesi gün arkadaşı öldürülünce e-maillerde arkadaşıyla yazışan adex takma adlı ve büyük bir reklam şirketinin sahibi olan hanry hill in peşine düşer.bu mücadelede onun gazetede beraber çalıştığı ortağı miles ona yardımcı olacaktır...

Başrollerde Bruce Willis , Halle Berry , Giovanni Ribisi , Gary Dourdan , Jason Antoon , Paula Miranda ve Richard Portnow un olduğu bu film gerilimli akışı, usta senaryosu ve sürpriz sonuyla kesinlikle izlenmesi gereken bir film

Hannibal Doğuyor (Hannibal Rising)





Hannibal Doğuyor (Hannibal Rising)
kuzuların sessizliği filminin zeki olduğu kadar soğukkanlı katili dr. hannibal lecter ın nasıl cannibal olduğuna dair bir film doktorun gençlik yıllarını anlatıyor...
hannibal, annesi ve babasını kaybettikten sonra savaş ortamında kızkardeşiyle kalmıştır yalnız başına kalan çocuklar her ne kadar ücra bir yerde olsalar da çok geçmeden cani ruhlu savaş suçlularının eline düşerler ve hannibal ın cannibal olmasına yol açan kızkardeşinin başına gelen olaylar dizisi böylece başlar. bu olaylar sonucunda küçük hannibal yetimhaneye gitmek zorunda kalır ama buradaki misafirliği uzun sürmez yetimhaneden çıkarak pariste olan amcasının yanına gitmeye karar verir ancak amcası öldüğünden dolayı amcasının genç ve son derece çekici ve gizemli eşiyle yaşamaya başlar ve bu yaşayış hem hannibal ın içindeki cannibal ın ortaya çıkmasına hem de tüm filmlerde vurgulanan paris tutkusunun oluşmasına sebep olur...
başrolerde Gaspard Ulliel , Li Gong , Helena Lia Tachovska , Kevin McKidd , Richard Brake , Rhys Ifans , Petra Lustigova , Ivan Marevich in olduğu bu film daha ziyade psikolojik vurgular nedeniyle benim gibi hannibal hayranlarını gerilim açısından pek memnun bırakmasa da seri filmdeki soru işaretlerini yanıtlaması ve hannibal ın gençliğini canlandıran Gaspard Ulliel başta olmak üzere oyunculuklar açısından kaliteli bir yapım...

Makinist (The Machinist )





Makinist (The Machinist )

Trevor, oldukça dikkat isteyen en ufak hatanın insan ömrüne mal olabileceği bir fabrikada işçidir. Trevor için bu durum oldukça imansızdır çünkü bir senedir uyku problemi yaşamakta daha doğrusu hiç uyumamaktadır.ve bu uykusuzluk nedeniyle hafıza kayıpları yaamaktadır. bir gün bu uykusuzlğunun sonucu olarak mesai arkadaşlarının birinin kolunu kaybetmesine neden olur ve bu nedenle diğer arkadaşları onunla olan iletişimlrini keserler. bundan sonra zaten son derece monoton olan hayatı havaalanında buluştuğu kızla hayat kadınlığı yapan kadın arasında iyiden iyiye monotonlaşır ancak bir gün buzdolabında bulduğu şifreli mesajlar trevor ın hayatına yön verecek ve monoton günlerini arar duruma gelecektir.
başrollerde; Christian Bale , Jennifer Jason Leigh , Aitana Sánchez-Gijón , John Sharian , Michael Ironside , Larry Gilliard , Reg E. Cathey , Anna Massey , Matthew Romero Moore , Robert Longo , Colin Stinton, Craig Stevenson ın olduğu bu film yer yer hareketsiz kalarak insanı uyku moduna soksa da acaba sonunda ne olacak merakıyla kendisini izlettirmeyi biliyor...

Çıldırış (The Jacket)



Çıldırış (The Jacket)
Jack,uyandığında kendini hiç ummadığı bir yerde, akıl hastanesinde bulur ve bir polisi öldürmekle suçlandığını öğrenir. polis memurunu ne zaman ne için öldürdüğünü hatırlamamakta son olarak körfez savaşından yara aldıkta sonra doğduğu kasabaya dönmek üzere yola çıktığını, bu yolculukta yanında çocuğuyla beraber seyahat eden sarhoş bir kadına yardım ettiğini ve polis kontrol noktasına geldiklerini hatırlamaktadır. jack, çok geçmeden deneyleriyle ünlü bir doktorun kobayı olduğunu keşfeder ve akıl hastenesinde bulduğu bir yöntemle morga benzer bir yapının içinde zaman değişikliği yaşayabildiğini farkeder.git gellerle dolu hafızasında evinde bir gece geçirdiğini hatırladığı bir kadını anımsar ve kendisine onun yardım edebileceğini düşünür...
Başrollerinde oscar ödüllü aktör adrian brody, Keira Knightley , Kris Kristofferson , Jennifer Jason Leigh , Kelly Lynch , Brad Renfro , Daniel Craig, Jason Lewis in olduğu bu filmi beğenerek izleyeceğiniz kanısındayım...

23 numara (The Number 23 )



23 numara (The Number 23 )
Walter, karısıyla sessiz sakin hayatını sürerken 23 numara adındaki bir kitapla birden hayatı değişir çünkü kitabı okudukça başlangıçta tesadüf gibi gelen olaylar, kitabın kendi hayatını anlattığı kanısına kadar varacaktır bu bir nevi saplantıya dönüşecek ve walter'ı birilerinin hayatını çaldığı ve kitaba konu ettiği yönünde karmaşık bir düşünceye sevkedecektir...
Başrollerde Jim Carrey , Virginia Madsen , Logan Lerman , Danny Huston , Rhona Mitra , Julie Remala nın olduğu bu filmi düşmeyen temposu ve sürükleyici konusuyla orjinal bulacaksınız...

1408





1408
Filmimizin kahramanı, doğaüstü olayları konu alan romanları olan bir yazardır ve son kitabı için malzeme toplarken üzerinde Dolphin Oteli'nin 1408 numaralı odasına sakın gitme yazan bir not alır ve koştura koştura o odada kalmak üzere otele gider ancak otel müdürü ısrarla o odada kalamayacağını söylese de yazarımız kararında sabittir ve müdürü ikna ederek odasına yerleşir ve...
aslında korku türü de sayılabilecek bu film, içinde barındırdığı özellikler nedeniyle bence psikolojik gerilime daha yatkındır film yer yer abartılı sahneleri olsa ve saçmalasa da benim gibi cusack fanları ve gerilim filmi severler için kaçırılmamalıdır.
stephan king in romanından sinemaya aktarılan filmde başrolleri john cusack ve samuel l jackson paylaşıyor iyi seyirler...

Katilimi Tanıyorum (I Know Who Killed Me)



Katilimi Tanıyorum (I Know Who Killed Me)
Filmin açılışında bir striptizcinin dansını izlerken danstan doğrudan küçük bir kasabaya,striptizciyle aynı yüze sahip bir başka genç kızın piano dersine gidiyoruz ve hikaye bu 2. genç kız üzerinden devam ediyor.yaşadığı kasabada aynı üniversiteye giden başka bir kızın korkunç şekilde öldürülmesi üzerine panik havası egemen olan aubrey aldığı piano dersini bırakarak kendisi için daha önemli olan yazarlığı seçmiştir ve kendisinden önce kaybolan kız gibi ani şekilde ortadan kaybolur bulunduğunda sağ kolu ve sağ bacağı yoktur ve ısrarla aubrey değil dakota moss olduğunu söylemektedir...
hikayesi farklı heyecanı yüsek müzikleri çok güzel ama malesef ucuz gerilim filmi sonuna sahip olan bu filmin baş rollerinde; Lindsay Lohan,Bonnie Aarons , Michael Adler , Garcelle Beauvais , Michael Esparza , David Figlioli , Spencer Garrett , Brian Geraghty , Gregory Itzin , , Neal McDonough, Julia Ormond var keyifli seyirler...

Akıl Defteri (Memento)




Akıl Defteri (Memento)
Leonard, sürekli bir yerden bir yere hareket eden ve vücudunun çeşitli yerlerinde kendine yazılan notlar şeklinde dövmeler taşıyan ve jaguarı olan işadamı görüntüsünde bir adamdır ve büyük bir sorunu vardır hayatının önemli bir anından önceki hatıralarını hatırlasa bile o andan sonra kalıcı hatıralar oluşturamamaktadır.Leonard vücüdundaki not şeklinde dövmeler ve yanından ayırmadığı notları ve fotoğrafları kullanarak karısına tecavüz edip öldüren adamı aramaya çalışmakta ve hafıza kaybı nedeniyle kime inanıp inanamayacağını kestirememektedir.bu mücadelede yalnız olduğunu ve kendisine yardım etmeye çalışan kişilerin aslında kendisini kullandığını bile idrak edemeyecek durumdadır...
başrollerde Guy Pearce , Carrie-Anne Moss , Joe Pantoliano, Mark Boone Junior , Stephen Tobolowsky , Jorja Fox , Harriet Sansom Harris in olduğu bu film farklı anatımıyla ve değişik senaryosuyla izlenilmesi gereken bir film ancak izlerken kesinlikle dikkatinizi vermeniz gerek çünkü hikaye sondan başa belli dönüm noktaları halinde devam ediyor ve bu açıdan dikkat yoğunlaştırmak biraz yorucu olsa da film kendini izlettirmeyi biliyor..

Kuzuların Sessizliği (The Silence of the Lambs)

Kuzuların Sessizliği (The Silence of the Lambs)




Kuzuların Sessizliği (The Silence of the Lambs)
Fbı ın idealist genç ajanı clarice, kurbanlarının derisini yüzen psikopat bir katile ulaşmak için akıl hastanesinde tedavi altında bulunan ve kurbanlarını yemesiyle ünlü başka bir psikopat olan dr hannibal lecter dan yardım almak üzere düzenli aralıklarla onunla temasa geçer. ancak son derece zeki olan dr lecter,bu yakınlaşmayı kendi lehine çevirebilmek için türlü kurnazlıklarla ajan clarice ile değişik bir diyaloğa girecek ve onun bazı zaaflarını kullanarak tuhaf bir şekilde kendisine bağlayacaktır.bu yakınlaşmanın nereye varacağını ipin ucunu doktorun lehine elinden kaçıran ajan clarice artık tahmin etse bile olayların akışına kendini kaptırarak dr lecter ın bir şekilde akıl hastanesinden kaçışına ve birbirinden psikopat iki katilin ortalıkta dolaşmalarına sebep olacaktır.
başrollerde Jodie Foster , Anthony Hopkins , Scott Glenn , Ted Levine , Kasi Lemmons , Lawrence T. Wrentz in olduğu bu türün kült filmlrinden olan bu yapımı heyecan ve gerilim içinde izleyeceğinizden eminim özellikle anthony hopkins ve jodie foster ın oyunculuğuyla devleşen bu filmi muhakkak izleyin derim...

20 Aralık 2008 Cumartesi

Kimlik (Identity)

Ve nihayet başladık... ilk filmimiz ve yorumlayan arkadaşım ise sevgili Serpil... ağırlıklı olarak onun yorumlarını ve film tanıtımlarını okuyacağız.. yayınlamama izin verdiğin için ayrıca teşekkür ederim...






Kimlik (Identity)
başrollerde john cusack, ray liotta, amanda peet ve rebeca de mornay in olduğu bu filmde hikaye bir doktorun kişilik bölünmesi problemi olan ve işlediği suçtan dolayı idama mahkum edilen hastasının tedaviye yönelik kayıtlarıya başlar...ve seyirci dönem dönem bu hastayla çöl ortasnda mahsur kalan 10 kişinin tuhaf şekillerle birer birer öldürülmesi arasında muhteşem bir kurguyla gezintiye çıkarılır ve hikayenin sonu sürpriz bir şekilde gezintide olduğumuz bu iki pencere arasındaki bağlantı hiç bir şeklide tahmin edilemeyecek bir şekilde bağlanılır filmde...
konusu hikaye akışı temposu oyunculukları ve müthiş sonuyla türün takipçileri için izlenmesi gereken bir film...
Serpili

8 Aralık 2008 Pazartesi

yorumsuz

O kadar koşuşturmaca içinde yine unutulmuş bir blog... Aslında unutulmuş değilde, hep içimdeki yorgun yanımın ertelediği bir durum... hayırlısı... bakalım kaç ay böyle sürecek... cümlelerimin yarım kaldığını gösteren üç noktalarımdan vazgeçebilecek miyim?

O kadar yorgunumki... Şöyle kimse dokunmasın, kimseyi görmeyim bir süre uyuyayım sonra uyandığımda herşey yolunda olsun istiyorum... İçimde patlamaya hazır birşeyler var... Onunla mücadelemde yenik düşmemek için çabalıyorum...

Buraya tekrar yazdığımda, güzel şeylerden bahsetmeyi çok isterdim... Olmadı... Bir dahaki sefere belki olur... Bekleyip göreceğiz...

Unutmadan... Filmlerimi izlemeye devam etsemde, film yorumlarımızı aktarmakta geç kaldığım doğru.. Ama şimdi biri kız biri erkek, iki film canavarım var... Büyük ihtimalle onların film yorumlarını okuyacağız bundan sonra...

6 Ağustos 2008 Çarşamba

The Hot Chick (Ateşli Piliç)




Film Hakkında:

Tür: Komedi
Yönetmen: Tom Brady
Yapım: 2002,ABD,120 dk

Oyuncular:
Rob Schneider, Rachel McAdams, Anna Faris, Andrew Keegan, Matthew Lawrence, Sam Doumit, Adam Sandler, Paige Peterson


Film Konusu :

Jessica çevresindeki tüm kızların kıskandığı, oldukça popüler bir genç kızdır. Hayatında herşey yolunda giderken, tüm planları birden fantastik bir şekilde alt üst olur. Genç kız bir sabah uyandığında kendisini 30 yaşlarında bir adamın bedeninde bulur...
Tüm planları alt üst olan Jessica, tekrar bedenine dönmek için uğraş vermek zorundadır. Üstelik erkek olmak da çok zordur..

Gençlik filmi olarak güzel ama öyle abartılı gülme krizlerine girdirecek sahneleri yok..

27 Temmuz 2008 Pazar

Aşk ve Yaşam - Sense and Sensibility



Jane Austen'in ilk yazdığı roman aşk ve yaşamdır. 1995 yılında sinema uyarlaması yapıldı.. Ben izledim ve çok beğendim.. umarım beğenen kişi sayısı az değildir..


Film hakkındaki yorumuma gelince.. hani klasik sonu mutlu film izlemeyi seviyorsanız.. hafiften sulu gözlüyseniz (arkadaşım yine ağladın dimi bu filmi izlerken diyecek!) bu film tam size göre.. ben seviyorum böyle duygusal aşk filmlerini..
Film hakkında :

Tür: Romantik/Dram/Komedi
Yönetmen :Ang Lee
Senaryo: Emma Thompson, Jane Austen (kitap)
Yapım: 1995, ABD, İngiltere, 136 dakika

Oyuncular: Emma Thompson, Kate Winslet,Alan Rickman,Hugh Grant


Film hakkında bilgi için

İndirme linkleri :

part1
part2
part3
part4
part5
part6
part7
part8

25 Temmuz 2008 Cuma

aylar sonra

üzerinden kaç ay geçti.. blog sayfam öyle öksüz kalmış.. :( unuttuğumdan değilde kendimla çok fazla problem yaşamamdan kaynaklanıyor sanırım bu sorun..

bu süre zarfınca kendimi film izlemeye verdim.. film izlemek belkide yapabildiğim en iyi şey.. kimbilir.. gerçi tenis oynarkende çok yetenekliymişim ama o eskilerde kaldı.. neyse bundan sonra izlediğim filmler hakkında bilgi verip filmleri yorumlamak istiyorum :) iyi bir eleştirmen değilim duygusalım ama olsun :) herkesin hayatta bi duruşu varsa benimde bu şekilde.. hayatı hep ıslak görüyorum ya galiba sulu gözlü oluşumdan... tekrardan geldim ve hoşgeldim..